Apiterapi Hakkında

APİTERAPİ  NEDİR ? Arı ürünlerinin (Bal , bal mumu , polen , propolis , arı sütü , arı zehiri )bir arada veya tek tek  insanların hastalık durumunun, sağlığını  korumakla, hastalıklarını önlemek, iyileştirmek  ve iyileştirmeyi devamlı hale getirmek maksatıyle uygulanan destek veya tedavi yöntemidir. Özellikle uzak doğu ülkelerinde başlayan ve dünyada hızla gelişen Türkiyede  de  çok önem verilen bir yöntemdir……

APİTERAPİNİN TARİHÇESİ;

“Bahçesinde arısı  olanın  cebinde  sarısı  olur”.

“Ya  uçar  kuşun olsun   ya döner  taşın”.

Bu  yazılar 1200 yıl  öncesi  Anadoluda  kazım esnasında bulunan yazılar ve buların anlamı arıcılığın insanlığa nekadar kıymetli ve faydalı olduğunu  göztergesidir.Arılar üzerinde  bilinen veriler  en eski neolitik çağına/ 50-60 bin yıl  insanlığın öncesinden/aittir.    Çok tarihi heykellerde  taş devrinde yaşayan insanlar arı  balını sevdikleri kadar arı ürünlerinin hayat kurtarıcı  olduğunu   tespit    etmişlerdir ve  bunu milattan  milata  kadar  belirtilmişlerdir.  6000  yıllar öncesi  Mısırlılar ariları evcilleştirmişler .   Arılar üzerinde  bilinen veriler  en eski  neolitik  çağın /50 – 60 bin yıl öncesinde  İspanyanın Valensiya  mağalarında bal arıların  resimleri ve  grup  halinde  toplanmasını da tanımlanmıştır.   Mısırın en eski piramitlerinin duvarlarında arı resimleri görlmüştür, ayrica  arı kutsal  bir hayvan olarak kabul edilmiştir. Eski Mısır takvim papirüs M.Ö.3500 -lerden bahsederek,   bal   ve   bal  mumunun   iyileştirici     özelliklerinin  çoğunu nitelendirmişlerdir.  HİPOKRAT /460 – 377 BC/, Yunan Tıp

temsilcisi , onun yazıları, dekontamisyon ,    balgam  söktürücü  ve  bal  takviye  özelliklerini  açıklamıştır. Ona  göre  bal  gastrointestinal  ve  karaciğer    hastalıkları  üzerinde  olumlu bir etkisi  vardır.  ARİSTO  / 385 – 322 BC / “ZOOLOJİ  BABASI ”  arıları  ve  arı ürünlerinin  ilk  tanımını  bilimsel  olarak  ilk kitabını  yazmıştır.         Galen /230-130/    Roma tıbında  ünlü  bir hekim arı balını ilaç gibi  düşünerek  ve  diğer  arı ürünlerini tedavi amaçla kullanıyor. Galenin bilgilerine göre bu günümüze kadar balmumundan elde edilen balsam (klod-kremi) kullanmıştır ve bu element ise balmumunun  ana  maddesidir. Eskiden insanlık  tarihinde  ( Mısır, Persiya, Roma, Yunanlılar,….)  balı  ve balmumunu cesetlerin  mumlanması  için kullanılıyorlardı. Mısır piramidlerinde uzun süre çocuk cesedini balla dolu bir kab içinde bulunmuştur . Asya  kıtasında vevat  eden Aleksandır Makedonski  cesedini Makedonyaya götürülmesini için tabutunu arı balınla doldurulmuş  ve taşınabilinmiştir.   Böylece Spartanlı  padişahları Agezipolis, Yüstinian, Agesilam  cesetlerini bu şekilde  uzun zaman  koruyabilmişledir.              XV asırda  Fray Bernando de Laredo bal ve balmumu için ilk defa yazdığı kastil dilinde “Modus Fasiendi”bir farmakoloji bilglerle  yazılmıştır.   1513 yılında tekrar yeni bir yayılanmada “Tedavi gizliği ” adlı kitabında  reçeteleri çoğunlukla baldan  oluşan  bileşimlerdi.   Bu  reçetelerin içeriği çoğulukla arı balı ve anlamları “Mide kanserinin ” tedavisi için önerilmektedir. XVIII YÜZYILINDA arı balının uygulandığı yüzeyel /haricen/ olarak clt yaralarında ,  fistüllerde , eklem ağrılarında cilt döküntülerinde  faydalı olduğunu görülmüş ve tercih  edilmiş.   Mikroskopun bulunması  ile  ve  kimya labaratuvarının gelişmesiyle  ari ürünlerinin kalitele açısından bilimsel ve eksperimentallerle  kanıtlanarak  bu günümüze kadar bilimsel tıpta da yerini almıştır. 1858-lerde Fransız hekim Demartis uyguladığı  arı  zehirini  kas-eklem hastalıklarıdda iyi neticeler aldığını   yayınlamıştır .         Böyle  benzeri yayınlardan  sonra  İ.LOKUMSKİ  / 1864 /, AVUSTRALYA Hekimi TERÇİ KAİTER / 1886 /,   LANGER /1886/  v.s. iyi neticeler aldıklarını  beyan etmişlerdir.                                                                                 1932  yılında 3. dünya kongresinde  Pariste arı zehirile  Romatizmal hastalıklarının  tedavisini tartışılmıştır.                               XX. yüzyılında  arı ürünlerin  üzerinde  bilimsel  ve eksperimental  incelemeler  devamlı ve sistemli olarak ,     kiyasal-biolojik   bileşimlerini , besin  değerlerini,   profilaktik  ve tedavi özelliklerini  gözlenmektedir.                                                                BİTEG /1906 / açıklamasında mumların  gözeneklerinde  kolonide  azda olsa bakterial pozitif yönde  antibakterial   olarak  etkiliyor.  N.CACKLET  /1923 /  arı bal bazı hastalıklara / TİFO . PARATİFO . DİZENTERİYA  ve diğer mide barsak mikroorganizmalar bakterisit / bakteri öldürücü / olarak tesir  ediyor.                                                                                 N.DONALD / 1938 /  ve çalışan arkadaşları ile geldikleri geldikleri sonuç olarak yüzde 17 bal solusyonu ANTRAKSIN . TİFO . ve DİZENTERİ  bakterilerini  durdurmaya kadar  görmüşler. M.PARVİN /1949/  arı vücütların ekstraktında antibakterial  özelliklerini  açıklamış.   Fransız araştırmacı C.KAPLAC /1953/  ana sütünün tedavi özelliklerini ve faydalarının  üzerinde  calışmış.              PROPOLİSİN  özellliklerinin ve tedavi faydalarının  yön gösterenve tıp bilimimdede  yer almaktadır.                                          B.N.CUBALKİNA /1954/  kAZAK TIP ENSTİTÜSÜNDE  Mikrobioloji katedrasının  beraber çalışmalarında  propolisin  bakteriostatik  ve baktariosit /bakteri öldürücü/  hareketine göre 100 ştama  patoloji mikroorganizmaları  artı  tüberkolza. leptospirozaya  ve  mantar  hastalıklarına karşı olduğunu göstemişler.Arı ürünlerinin üzerinde klinik ve eksperimental  çalışmalarını yapanlar : N.M. Artemov /1941 / . N.P YOYRİŞ /1949 / . S.POPRAVKO /1969 / . A. N. ZEBOLD /1960/ .              T. V. VİNOGRADOVA  ve  G. P. ZAYSEV  / 1962 /  v.s  gibi bilim adamlar.BULGARİSTAN – STARA ZAGORA   1930 yılında   Dr.ST. DRAGNEV ilk olarak arı zehirini tedavi amaçla romatizma , artrit . perifer sinir sistemi gibi hastalıklarda kullanmış ve    /ARI  ZEHİRİ İLAÇ / 1943 yılının brüşüründe yayılanmıştır. Bilim – eksperimental ve klinik araştımalarında 1958 yılında      Dr.Stoimir  MLADENOV  ve  arkadaşları  ari sütünün  biolojik ve farmakolojik özelliklerini ve tetkiklerini yapmışlardır.Bu gün Evropa ,  Amerika  ve  Asya gibi ülkelerinde arı ürünlerinin bilim olarak kalitelerini , besin değerlsrini , profilaksisi  ve tedavi değerlerini  araştırmasını  devam etmektedir.  1968 yılında ROMANYA – BUKUREŞTE   Apiterapi  kliniği olarak arı ürünleri  ile tedavi uygulamakta ve üstün başarılar  elde edilmiştir.Türkiye çesitli bitkiler ve dört mevsimler özelliklerine bakımından arıcılık için çok çok uygun koşullara sahiptir.                                                                                                                                                ARI BALI ile EK GIDA OLARAK    TEDAVİ                                                                                                                                 ================================                                                                                                                                  BAL  –  tatlıdır , koyu  veya  sıvı ,  çiçeklerde  bulunan  veya  böcekler  tarafında,  bitkiler  üzerinde  oluşturan nektar  adlı     sıvılar  toplayarak bal  elde  edilerler. Böylelikle  bu  şekilde  edilen  bal  nektar  balı  ismindedir.   Alınan  bitkilerin  nektarına  göre  balın  kalitesi  , rengi  tadı  ve  kimyası  belirleniyor .                                                                                                                                                         Böylelikle  kimyasal analizde;                                                                                               Su%78.78    inverten şeker %5.5   Azot ve protein %21  organik asitler %0.10  dekstrin%1.62  mineral tuzları%0.19              organik olmayan maddeler%0.11 şeker kamışı%11.42  v.s.  ( Orjovski – 1954 ).                                                                        ÇİÇEK  BALIN  BİLEŞİMİ                                                                                                                                                           ====================                                                                                                                                                         SU – 17.2……………………………………………………………………….min 15  —  max-20                                                                       Monosakkaritler :                                                                                                                                                                           Fruktoz-38.2……………………………………………………………………min-30 — max-40                                                                      Glukoz -31.3……………………………………………………………………min-24 — max-40                                                                     Disakkaritler :                                                                                                                                                                               Sakaroz – 0.7……………………………………………………………………min-0.1– max-4.8                                                                   Diğerler -5.0…………………………………………………………………….min- 2.o– max-8.0                                                                   Trisakaritler :                                                                                                                                                                               Melezitoz-0.1                                                                                                                                                                               Ertoz       -0.8…………………………………………………………………..min-0.5 — max-6.0                                                                   Diğerleri  -0.5…………………………………………………………………..min-0.5 — max-1.0                                                                    Tanımlamayan oligosakkaritler:                                                                                                                                                   Mineraller, Aminoasitler, Asitler 0.2-0.5……………………………….min-0.1 — max-0.8                                                                   pH değeri – 3.9…………………………………………………………………min-3.5 — max-4.5                                                                      Tarlacı (işçi) arılardan  toplanmış olan  nektarı  midesinden  damlacık  halde çıkarak içerideki arılara veriyor.Nektarın işlevi  20 dakika kadar  devam ediyor ve tamamen bal  olmuş  hale getiriyor.  Böylelikle su miktarını  normal hale getirmiş oluyor ve kendi enzimleriyle ,  tükürük  bezlerinden  ayrılmış  olan (invertaz , amilaza  v.s.) şeker dönüşümüne  (glukoz  ve  früktoza)  çevirmiş oluyor.                                                                                                                                                                            AKASYA BALI                                                                                                                                                                             ==============                                                                                                                                                                      Kendine  özgü  nazik  aroması, çok  hoş tadı , açık şefaf  ve yavaş yavaş  kristelleşmeye (binevi olgunlaşıyor)  en  popüler  ballardan  biridir.    Akasya ağacı iyi  bilinmektedir  mayıs ayının ortasından  haziran ayının ortasına kadar  çiçek      açan , renkleri  ise beyaz  ve  kümede  bulunmaktadır. Akasya   çok  hızlı  bir  şekilde  büyüğür   20-25 metre  ve en fazla 100 yaşına kadar  yaşayabiliyor.Doğum yeri Kuzey Amerika  olarak kabul ediliyor. Akasya  balı  düşük  polen  içerğinden dolayı kristelleşmesi   geç  oluyor.                                                                                                                                                       AKASYA  BALIN  KOMPOZİSYONU:                                                                                                                                        ============================                                                                                                                                        Kalori…………………………………………..302 kkal.                                                                                                                         Karbonhidratlar……………………………….75.1g.                                                                                                                          Proteinler………………………………………….0.38g                                                                                                                         Fruktoz…………………………………………..%40.35                                                                                                                          Glukoz……………………………………………%35.00                                                                                                                         pH……………………………………………………….4.00                                                                                                                       AKASYA  BALIN  FAYDALARI:                                                                                                                                                   Sindirim  sisteminde –  mide ve barsak hareketlerini  normalleştirme  özellikleri  vardır.                                                           Balgam söktürü,  ateş düşürücü, anti-enflamtuar , hemostatik , idrar  söktürücü ve  güçlü bir antiseptik özellikleri  vardır.  Yatmadan  önce  1 çorba kaşığı akasya balı uyku düzenliyeci olarak alınır.Çocuklarda  enurezis (gece yatağına idrar yapmsı)  önlenmesi için 1 tatlı kaşığı alınabilir.Doktor kontrol altında diyabet hastalarına da  verilebilir.                                  Günlük doz  60 – 100gram.                                                                                                                                                       I                                                                                                                                                                                               IHLAMUR     BALI                                                                                                                                                                     ==================                                                                                                                                                             Ihlamır  balı  çeşitli  besin  bakımında zengindir.     Berak , hafif  sarımtırak , hoş  kokulu  ve  diğer ballara  göre özel  bir   lezzeti  vardır.                                                                                                                                                              GIDA  KOMPOZİSYONDA:                                                                                                                                            ——————————————-                                                                                                                                                Glukoz.  36.05%                                                                                                                                                               Fruktoz  39.27%                                                                                                                                                                Su 16.09%                                                                                                                                                                        pH 3.7                                                                                                                                                                              İçeriğinde çok  çeşitli  yağlar ,  flavovinler , enzimler . organik  asitler . vitaminler  ve mikroelementler  mevcuttur .                      Sindirim sistemine , kalp funksiyonu üzerinde etkisi vardır ve bağışlılığı geliştirir . Antimikrobial ve antienflamatuar , balgam söktürücü, soğuk algınlığında tavsiye edilir.                                                                                                                                                                                               SALGI  BALI                                                                                                                                                                                   ==================                                                                                                                                                                 Arı kovanların etrafında  nektar kaynağı eksikliği mevcut ise  arılar yapraklarda  Basra (Balsıra) böceği yapraklardan özsuyusnu emerek  beslenir,artan özsuyunu da tatlı bir madde halinde dışkılar. Bu salgılandığı sıvıyı arılar tarafıdan çok sevilmektedir.  Toplanmış olan balın  kıvamı bozulmadan veya donmadan yıllarca saklanabilmektedir. Besin değeri saf çiçek ballarından      biraz daha                                                                                                                                                               düşüktür.                                                                                                                                                                                        ÇAM BALI                                                                                                                                                                                      ===================                                                                                                                                                               Çam  balı  çiçek  poleninden değildir , bazı çam ağcı  türlerinin  gövdesinde  yaşayan bir aracı böceğin  salgısını kullanarak   ürettiği ayrı  (  bir  özelliğiyle  )  bir baldır .  Çam pamuklı biti  olarak  milimetrik  boyutlarında halk arasında balsıra böceği    olarak da adlandılır. Bu böceğinin temmuz – ekim  arasında aylarda salgıladığı  tatlı sıvıyı  arılar tarafından  toplanır.             Çam balının en önemli özelliği  bozulmadan  veya  kristalize  olmadan  yıllarca  saklanabilir .  Böylelikle pazarlaması  daha    kolaydır. Bu bal daha  koyu  renktedir.  Besin  değeri  daha düşüktür.                                                                                         Çam balın faydaları :  Kansızlıkta (anemide) , iştah açar, bağışlık  sistemini güçlendirir, üst solunum yoları hastalığına iyi gelir.                                                                                                                                                                                            KESTANE  BALI                                                                                                                                                                            ===================                                                                                                                                                               Kestane balı koyu kahve renkli , tadı biraz acımsı , kestaneye özgü tadı ve kokusu . Kristalleşmesi  yavaştır çok  ince granüller şeklindedir . Faydası: Kasları kuvvetlendilir , kan dolaşımını düzenliyici , bağışıklık sistemini güçlendirici , solunum  ve sindirim sistemine olumlu etkisi vardır .                                                                                                                                  KEKİK BALI                                                                                                                                                                                   ===================                                                                                                                                                              Yaygın bölgelerde yetişen bitkinin çiçeklerinden Mayıs ayından  Ağustos ayının sonuna  kadar toplanan nektarından  meydana gelen bal tadı  ve aroması  çok güzeldir . Balın rengi (altın sarısı ) andırır, kekik kokuludur .                                      Faydası: Solunum  sistemine ,  karaciğer ve mide rahatlığına iyi geliyor.                                                                                      DEVEDİKENİ  BALI                                                                                                                                                                       ====================                                                                                                                                                           Devedikenin balı  rengi  sarı-kırmızımsı,  hoş aromalı, tatlı .                                                                                                        Faydası: Güçlü  bir  antimikrobial  aktivetisi  vardır ,  bozulmuş  kardiovasküler  fonksiyonuna , yüsek  tansiyon,  aritmi  ,      stenokardia (angina pectoris) şikateylerine ve astım içinde önerilir .  Ayrıca  sinir  sistemini   rahatlatır.  Çok önemli  bir şey,   bu bal  cinsel   aktiviteyi  uyarır.                                                                                                                                                BESİN  DEĞERLERİ :                                                                                                                                                                  =====================                                                                                                                                                         Diastase__________________16.8 DT                                                                                                                                          Fruktoz-glukoz____________%1.18                                                                                                                                            Sakaroz_________________%1.2                                                                                                                                              Su_____________________% 16.9                                                                                                                                             Ph_____________________       4.4                                                                                                                                            Toplam asitlik______________ 23.5meq/kg                                                                                                               ===================                                                                                                                                                               BAL MUMU (Cera flava)                                                                                                                                                               ======================                                                                                                                                                        ‘Arılar yokolursa   –  insanıkta  yoktur..’                                                                                                                                        Arı  balmumu  yumuşak , esnek  ve elastik  olan , suda  çözünür , bir çok organik maddelerde  iyice  karıştılır.  Arılar  balmumunu  karın  altında  bulunan 4 çift salgı bezinden saldılar. Bal mumu karmaşık bir matriks  300-den fazla  farklı    maddelerden  meydana  gelmiştir .   Bunun  oluşturan  ana   kimyasal  elementler:                                                                  Karbon………………………………%73.3                                                                                                                                       Hidrojen…………………………….%13.2                                                                                                                                        Oksijen……………………………..% 7.5              bulunmaktadır .                                                                                               Yüksek monohidrik alkoller,  doymuş  hidrokarbonlar,  serbest yağ asitleri , aromatikler , su  ve diğer mineraller ile   yüksek   yağlı asitleri bir  ester .    Petek  erime zamanı onun  faydalı bioinflenceleri artır ,  bal  propolis  ve ek  maddelerile  zenginleştirilmiştir. Böylelikle  hoş bir aroması  vardır. Oda sıcaklığında  sağlam bir maddedir  ve bulunan   özellliklerini      değiştirmeden  yüz  yıllar  boyunca saklanabilir .  Bal mumu  60 – 72 derece  bir  sıcaklıkta eriyor.                                         KULLANIM ve  FAYDALARI :    Bal mumu  ile  krem üretimi  arıcılıkta  en karlı  bir etkinliklerden  biri  olabilir.                         Kozmetikte % 40 bal mumu  kullanılıyor. Birçok sektörlerde   örneğin  tekstil  , parfümeride ,otomativ , baskı dükümhanelerde v.s. yerlerde  kullanılmaktadır.                                                                                                                                                      PROPOLİS                                                                                                                                                                                   ======================                                                                                                                                                       Propolis  aslında  doğda  en güçlü koruyucu  en popüler  doğal  ilaçlar  arasında  yer  alıyor .                                                   Propolis nedir :                                                                                                                                                                              Propolis reçine  bal  mumu,  polen  bir  kombinasyonu  ve arı enzimleriyle  birleştiren  bir    maddedir.   Hoş  bir aromaya       sahip,  tadı hafif  acımsı.                                                                                                                                                               Diğer  içerikleri   ise;  vitaminler   mineraller  demir  magneziyum  çinko  antioksidanlar,  uçucu yağlar  FLAVONOİDLER .      PROPOLİS  ile TEDAVİ   APİTERAPİNİN  BİR  PARÇASIDIR….                                                                                                Propolis tedavisinde  ve faydaları                                                                                                                                                ———————————————                                                                                                                                                1.Antibakterial   etkisi                                                                                                                                                                   2.Antiviral  etkisi                                                                                                                                                                           3.Bağışıklık  sisteminde  güçlendirici  etkisi                                                                                                                                  4.Antikansorejen   etkisi                                                                                                                                                                5.Cilt hastalıklarında   etkisi                                                                                                                                                         6.Diş ve ağız hastalıklarında   etkisi                                                                                                                                             7.Yara  ve  yanıklarda                                                                                                                                                                   8.Atimikotik (mantarlara)  etkisi                                                                                                                                                     Yaşadığımız   yüzyılda  bu  değerli   ürün,  yapısında  bulunan  ve  büyük  önem  taşıyan  flavonoidler  ve  terpenler               oldukça kuvvetli  antioksidan ,  antisteril  etkili  bileşiklerdir .   Özellikle  flavonoidler  kalp  damar  sistemi  üzerinde  olumlu     etkileri  olduğu ,   kan  dolaşımını   düzenlendiği,  kılcal  damar  çatlaklarını ,  mide  mukozasını  ülsere  karşı   kotuduğunu  ,  mide  yaralarığını   küçültğünü ,  iç  salgı  sistemini  düzenlediğini   ve  halsizliye  karşı olumlu  etkileri  olduğu  belirlenmiştir.  Bir  çok  kaynakta  propolisin  düzenli  ve  sürekli  alınması  durumda  sindirim,  solunum   ve  dolaşım sisteminde  ve  tüm    vücuttaki   hastalıklı  etmenlerine  karşı  etkin  bir  savunma  gerçekleştirildiği  bildirişlerine  de    rastlanmaktadır.                   PROPOLİS 21,inci yüzyılın ilacı da  denilen ,  akılalmaz  özellik  ve üstünlüklere  sahip  bir  arı  ürünüdür .   Propolis  konulu   bugüne kadar  her ülkede  araştırmasını yapan üniversite bulunmaktadır  ve böylelikle ürünlerin önemini göstermeye  yeterli  olabiliyorlar. Propolisin  tedavi  edici özellikleri üzerine yapılan çalışmaların çoğu içerdiği  fenolik  bileşenler  üzerine yoğulaşmıştır ( Fflavanoidler ve kafeik asit  esterleri   ) . Propolis  içeriğinde yoğun olarak  bulunan flavanoidler  çok    güçlü   antioksidanlardır. Antioksidanlar  serbest  radikalleri  sönümleme  özelliğine  sahiptirler  böylece  lipidleri korurlar  ve C  vitamini gibi  diğer bileşiklerin  oksitlenmesini  ve yıkılmasını  engellerler . Çalışmalar  propoliste  bulunan  flavanoidler,        propolis  ekstratına  göre  daha  düşük  aktivite  göstermiştir. Propolisin  bazı antibiotiklerle  bileşik  etki gösterdiği  gözlenmiştir. Propolisin  etanol  ekstraktının  karaciğer  ve  mesanedeki  kanserli hücreleri  dönüşüme uğrattığı ve gelişmelerini  önlediği  bulunmuştur . Bu hücre öldürücü etkiyi sağlayan  maddeler propolisten  izole edilen  quercetin ,kafeik  asit ve clerodane diterpenoiddir . Clerodane diterpenoid  tümör  hücrelerine  karşı  seçici bir öldürücü  etki    gösterir. Propolisin  ayrıca  yumurtalık kanseri hücrelerini ve hücre bölünmesini durdurucu etkileri olduğu bulunmuştur.       Ayrıca      göğüs, cilt , kolon  ve böbrek kanseri  hücreleri gibi  insan tümör  hücre kültürleri üzerinde öldürücü  etkisi  olduğunu     tespit  edilmiştir.Bu etkileri  oluşturan  bileşenin  kafeik asit fenetil ester  olduğunu  belirlenmiştir .  Propolisten  izole  edilen artepellin C  insan mide  kanseri hücreleri , gırtlak kanseri hücreleri kolon kanseri  hücreleri üzerinde hücre öldürücü   etki       göstermiştir. Yoğunlaştırılmış  propolis ekstraktının  kan basıncının düşürdüğü  sakinleştirici etki yarattığı ve  serum    glikoz   oluşumunu sağladığı bulunmuştur. Propoliste  bulunan dihidroflavanoidlerin  kılcalları kuvvetlendirdiği ve  antihiperlipidemik   aktivite oluşturduğu belirlenmiştir . Ayrıca  propolisin karaciğeri alkole ve tetraklorüre koruduğunu  tespit  edilmiştir. Propolisin antikor oluşumunu tetiklediği ortaya konmuştur. Bir ABD  Polonya  ortak çalışması sonucunda  antikor üreten dalak hücrelerinde , kontrol hücrelerine göre 3 kat daha fazla antikor üretildiği bulunmuştur. Propolis ve bazı bileşenleri anestezik    etki göstermektedir . Yapılan deneyler sonucunda  propolisin  kokainden 3 kat prokainden ise 52 kat  daha güçlü  anestezik   etkiye sahip olduğunu ortaya konmuştur.  Anestezik etkinliğini propolisteki, pinocembrin , pinostrobin ve kafeik asit esterleri    sayesinde gerçekleştirildiğini  belirlenmiştir.                                                                                                                                  Yapılan deneylerde propolisin  immun tepkiyi tetiklediği  belirlenmiştir.   Yakın zamanda Japon araştırmacılar  ,   propolis       ekstraktının,  insanda  bağışıklık  fonksiyonlarına  bağlı  olarak  makrofaj  aktivasyonu  sağladığını  göstermişlerdir.                Propolisin  sitokinleri   oluşturan  bağışıklık  hücrelerini  aktive  eder.  Böylelikle  propolisin  anti-tümör  etkisini  açıklamaya     büyük ölçüde  yardımcı  olur .                                                                                                                                                        PROPOLİS ,  reçineli  ve  mum  kıvamında  olan ,  arılar tarafından  ağaçların tomurcuk  ve kabuklarından   toplanan    bir    maddedir.  Rengi ve  fiziksel  özellikleri  kaynağına  göre  değişmekte  ve kovanda  arılar  tarafından  çeşitli  amaçlar  için      kullanılmaktadır. Arı kovanı  ve  aynı  zamanda  insan  ve hayvan salığı ve bitkilerin tozlaşması için de son derece    önem     taımaktadır. Propolis , bal  ve  yağ  karışımı  dış  yaralar  için  mükemmel bir  pomat  oluşturur. Propolis ,içeriği  sağlık            yönünden  çok  önemli  aktif  maddeler  nedeniyle  genel  vücut direnci  ve  sağlığının  korumasında  ve alternatif  tedavide    gittikçe  daha  çok yer  bulan  emsalsiz  bir  maddedir .                                                                                                               PROPOLİSİN    KAYNAKLARI    ve   ÖZELLİKLERİ :                                                                                                                   ========================================                                                                                                                  Arıların topladığı    ve  oluşturğu   propolis maddesini ,  bitki   salgısndan   kavaklardan , söğüt ağaçlarindan , çam ağaçlarından, kızılağtan, erik ağcından, meşe ağlarıdan dışbudak  ağcından,  at kestanesinden  v.s. Propolis    güçlü    ve    doğal bir  antibiyotik , antibakterial  aktiviteisibden dolayı bilinir. Ayrıca propolisin geniş ölçüde tedavi edici  özellikleri vardır.  Çok sayıda  deneyler ortaya konduğu gibi   propolis  bakterileri, virüsleri. mantarları  ve hatta penisiline dayanıklı streptococal, staphilococcusu   ortadan  kaldırır. Propolis  virüslere  karşı  çok güçlüdür .   Bu  etki  propoliste       bulunan    bioflavanoidlerin  koruyucu  etkisi  sayesinde  gerçekleşmektedir.  Virüsler  proeinlerin  dış  kısmasına  yerleşirler.               Eğer  engellenmezse  bu  tehlikeli  ve  enfekte   edici  madde  taşıyıcı  organizmada  serbest  kalır.  Böyle   bir      durumda   enzimler  sayesinde  protein  dış  kısmını  parçalarlar  ve  böylece  zararlı  madde   içerisine  yayılır.  Sistemde   propolisin    bulunması  durumunda  ise  bu durum  gerçekleşmez.   Bioflavanoidler ,  proteinin  dış  kısmını  parçalayan    enzimleri         inhibe  edrek ve  viral  maddeyi   içeriye   hapseder.   Ayni   flava noidler   virüsün  etrafını   kaplayarak aktivetisini  engellerler.   Bioflavanoidlerin   varlığında,   taşıyıcı   virüslere  karşı  bağışıklık  kazanmış   olur.  Diğer    bir  yol   ise            propolisin  fagositer   aktivitesini güçlendirerek   bağışıklık  sistemine  yardımcı  olur. Fagostler  mikroorganizmaların  etrafını  sarar,  içine  alır  ve  sindirirek  ortadan   kaldırırlar .   Propolis   sayesinde  gerçekleşen  bu etki   birçok   Rusya  ve  Avrupalı   bilim  adamı  tarfından   gözlenmiş   ve   yayınlanmıştır .                                                                                             PROPOLİSİN  FİZİKSEL   ÖZELLİKLERİ:                                                                                                                                    =====================================                                                                                                                         Propolis 15-25 0C  arasında  mum  kıvamındadır.  Elastik  bir  yapı  göstermekte  olup  soğukta  katı  kırılgan   bir      şekle     dönüşmekte, yüksek  sıcaklıklarda  (30-40 oC)  ise   yumuşayıp  yapışkan  bir durum  almakta, 80 o C  de  ise  kısmen           erimektedir.   Propolisn  rengi  bitki kaynağına  bağlı  olarak  sarı  yeşil   ve  koyu  kahverengiye  kadar  değişiklik göstermektedir.                                                                                                                                                                              PROPOLİSİN    KİMYASAL    ÖZELLİKLERİ                                                                                                                                =====================================                                                                                                                         Genel  olarak  propolis  %50  reçina  ve  bitkisel  balzam, %30  mum,  %10 esensiyal ve aromatik yağlar, %5 polen   ve         %5 organik kalıntılar  içeren diğer maddeler  içermektedir.                                                                                                           Propolisin  ana  bileşenlerin  çoğunun  kaynağı;                                1.Flavonlar                                                                                             .

2.Flavonollar

3.Flavononlar                                                                                                                                                Bitkilerde  bulunan  flavanoidler   propolistende   izole  edilebilen  en  büyük  bileşik  gurubudur. Propolisten   izole    edilen     flavonoidler arının  propolisi topladığı  bitki   kaynağıyla   doğurudan   ilgilidir.  Fakat  bitki  tomurcuğunda   bulunan  çoğu       flavonoidin  sadece  bir  kaçı  propolisde   tespit  edilmektedir.   Bazı flavonoidlerin  ise  arının  enzimleryle     olduğunu         düşünülmektedir. Eger durum  böyle ise  arının  propolisi   toplaması   sırasında  tükürüğündeki  bazı  enzimler  propolise     geçirdiği  tahmin  edilmektedir.                                                                                                                                                      Takip edilen  yıllarda  farklı  coğrafik  bölgelere   ait   örneklerin  analizi  propolisin  kimyasal  içeriği   çok deüişken  olduğunu ortaya  koymuştur.                                                                                                                                                                         Propolisinin   kimyasal    içeriğiyle ilgili  yapılan  çalışmalarda vitaminlerdende bahsedilmetedir; vitamin B1,B2,B6, C, E,         nikotinik  asit  ve  pantotenik  asit  değişik  miktarda  bulunmuştur. Propolisin  bu  bileşiklere ek olarak   kül  kalıntısı  demir,   kalsiyum, alüminyum , vanadiyum ,  strontiyum,  manganez,  ve  silikon   içeriği  de  gösterilmiştir.                                           Propoliste  bulunan  bazı  mineraller  çok  küçük  dozlarda  bile  hücre  metabolizması  için  çok önemli  etkileri  olduğunu       belirtirlmiştir.   İnsan   vücudunda  bulunan  24  destek  elementten   23nün  propoliste   de  bulunduğu    yayınlanmıştır.         Zn; Kandaki   kolesterol  seviyesini   düşürmeye   yardımcıdır.                                                                                                     Mn(Mangan) ;  B1  vitaminiyle  ilişkilidir .   Vücütta  yeteri   kadar  manganez varsa  Vit. B1 – in   etkisi  artar.                            Kobalt; B12 vitaminiyle  ve  kemik  dokularının  oluşumuyla  ilişkilidir .   Bazı  karaciğer  ve  Hipertonik (Yüksek kan basıncı)   hastalıklarının   tedavisinde   yardımcıdır.         Propoliste bulunan  bazı bileşikler  ve etkleri :                                                                                                                         GENEL ADI :                                                                                                                                                                                                                                                      MİNERALLER, destek elementler insan vücudunda çeşitli  organlarda bulunurlar:                                                                                                                                         Sr:kemiklerde,Zn: özellikle tükürük bezleri ve pankreasta.   CU: Karaciğerde ve kemik iliğinde . Cd ve Mo : Böbreklerde                                                                               Destek elemntlerin biyolojik  etkilerini enzim ve vitaminlerde olan sinerjitik etkisini belirler.                                                                                                                             Örn;Fe solunum enzimlerinin bir bileşinidir.                                                                                                                                                                                                       KİMYASAL ADI:                                                                                                                                                                                                                                                Sodyum/NA/,Potasyum/k/,Marnezyum/Mg/,Kalsiyum/Ca/,Baryum/Ba/,Bor/B/,Stronsiyum/Sr/,Çinko/Zn/,Kadmiyum/Cd/,Alüminyum/Al/,Silisyum/Si/,Kurşum/Pb/,                  Seleniyum/Se/,Demir/Fe/,Nikel/Ni/,Krom/Cr/,Mangan/Mn/,Titanyum/Ti/,Gümüş/Ag/,Bakır/Cu/,Kobalt/Co/,Molibden/Mo/.Vanadyum/V/.                                                        ETKİLERİ;                                                                                                                                                                                                                                                          Mineraller çok küçük dozlarda bile hücre metabolizması için çok önemlidir . İnsan ve  hayvan vücudunda gerçekleşen tüm biyolojik ve fizyolojik süreçler destek               elementle proteinlere, yağlara,glusidik dengeye,protein sentezine,ısı dengesine ,hematopoiezise,osteogenezise,hücresel çoğalmaya ve immunobiyolojik                        reaksiyonlara katılırlar . İnsan vücüdunda bulunan 24 destek elementten 23″nün propoliste de bulunduğu yayınlanmıştır.                                                                            Zn:Kandaki  kolestrol sentezini düşürmeye yardımcıdır

 

 

 

Mn:B1 vitaminiyle ilişkilidir.Vücütta yeri kadar manganez varsa vit.B1″in etkisi artar.                                                                                                                                                                                                          Kobalt: B12 vitaminiyle ve kemik dokularının oluşumuyla ilişkilidir . Bazı karaciğer ve                                                                                                                                                                                                        hipertonik /yüksek kan basıncı/ hastalıklarının tedavisinde yardımcıdır.                                                                                                                                                                                                                            PROPOLİSTE BULUNAN ÖNEMLİ BAZI BİLEŞİKLERİN TANIMLANMASI  VE  ETKİLERİ:                                                                                                                                                                                             Amino asitler:   Propoliste amino asit miktarları çok düşüktür. Propoliste basit bir amino asit                                                                                                                                                                                            tanımlanmamıştır. Ömenli bir propolis kaynağı olan Kavak tomurcuk sızıntılarında ise amino                                                                                                                                                                                          asite hiç rastlanmamıştır . Propoliste bulunan amino asitin arılardan geldiğini düşünülmektedir.                                                       /Greehaway1990/

Alkoller: ALFA ve BETA-Gliserofosfat,arı metabolzmasından,gliserol mumdan ve diğer bileşenler    kavak  tomurcuğu sızıtısından türevlenmektedir.                                  ALİFATİK ASİTLER ve ESTERLERİ : Uzun zincirli asitler muhtemelen bal mumu kaynaklıdır.Kısa zincirli uçucu asit ve esterinin ise arjini bilinmemekle birlikte                 kavak tomurcuk sızıntısından geldiğinden şüpelenilmektedir.(Greenaway 1990)                                                                                                                                              FLAVONOİDLER: (Peterson and Dwjer 1998) Flavonoidlerin insanlar tarafından sentezlenemeyen bitki fitokimyasalları olduğunu bildirmişler ve flavonoidleri altı gruba    ayırmışlardır. Bu gruplar ;FLAVONONLAR , FLAVONLAR , FLAVONONLLER , İSOFLAVONOİDLER , ANTOSİYANİNLER ve FLAVANLARDIR.                                       Ayrıca flavonoidler farmokolojik aktivitelerinden bahsederek propolisin antioksidan ve antimutajenik aktiviyeleri ile bakterilere etki mekanizmalarını özetlemişlerdir.           FLAVONOİDLER; Bitkilerde  UV-B radyosona karşı koruma sağlarlar. Ayrıca stigmada polen tüpü büyümesinin kontrolü için de gerekmektetedirler.                                   RHİZOBİUM  hücrelerinde nodulasyon genlerin  transkrisiyonunda düzenleyici  sinyal olarak rol alırlar.                                                                                                          FLAVANOLLER ve FLAVONLAR  insan  beslenmesinde özellikle önemlidir. Çünkü antioksidan rol alırlar. Çalışmalar,flavonoid tüketimiyle kanser riski ve kardiovasküler hastalıkların azaldığını göstermiştir.(Crozier et al.1997).                                                                                                                                                                                    KUERSETİN : 3, 5, 7, 3″, 4″-pentahidroksiflavon pek çok meyve ve sebzede bulunan bir flavonoddir. Diğer flavonoidlerle beraber kılcal damar çatlamasına  karşı etkili    bir tedavi edici olduğu gösterilmiştir. Ayrıca , bu bileşik, klinik ilaçlarda yararlı olabileceği bir dizi başka biyokimyasal etkilere de sahiptir. Kuersetin , bir fosfodiesteraz      inhibitörü ve anti-anflamatuar ajan olarak astım tedavisinde de öneme sahiptir. Ayrıca , kuersetin , histaminin mast hücreleri ve bazofillerden invitro salınımını inhibe       eder. Bu alerjik durumların önlenmesi ve tedavi edilmesi ablamına gelebilir.  Spesifik olarak  kuersetin (yapısal olarak kromolin sodyum gibi) sindirim sisteminde  de rol  alarak besin alerjilerini önlemesi üzerine yayınlanmış pek çok çalışma varken, kuersitinle ilgili bir çalışma yoktur (Shibata et al.,1960).                                                         PİNOSEMBRİN :  5,7-dihidroksifflavanon propoliste çok yüksek konsantrasyonlarda bulunan bir flavonoiddir. Antimikrobiyal, antioksidan ve antianflamatuar aktivitelere  sahiptir(Gao et al.,2008).                                                                                                                                                                                                                                    HİDROKARBONLARDAN : C25  ve  C27  hidrokarbonları kavak tomurcuk sızıntısında sıklıkla bulunur, fakat propolisde hem arı metabolizmasından  hemde    kavak      tomurcuk sızıntısından  türevlenmektedir. Diğer  hidrokarbonların ise arı metabolizmasından kaynaklandığı düşünülmektedir.                                                                     KALKONLAR : Flavanonlarla ilişkilidir  ve  propolis  olgunlaşırken  flavanonlardan türevleniyor olabilirler. Dİhidrokalkonlar ise kavak balsamının karekteristik bileşikleridir TERPENOİDLER  ve  DİĞER BİLEŞENLER :  Uçucu  C10 terpenoidler  keskin  kokuludur.  Bu  kokuların propolisin  kesin  kokusuna neden olabileceği  düşünülmektedir .(Greenaway et al., 1990).                                                                                                                                                                                                      PROPOLİS EXTRAKLARI  güvenilir  antibiyotiklerin   güçlü etkisini  göstermiştir. (Kivalkina and Gorshunova,1969) . Propolis  eklenmesiyle biyomisin , tetrasiklin ,           neomisin , polimiksin , penisilin ve streptomisinin  S. AUREUS  ve E.coli”ye  karşı etkisi  artırılmaktadır. Bazı durumlarda bakteriostatik etki  10-100 kat  artmıştır .          Propolis kombinasyonlarının  penisilin , streptomisin ve furagin ile benzer etkileri Staphylococcus suşlarına karşı gözlenmiştir (Chernyak,1973). E.coliye  karşı en etkin  kombinasyon prpolis ve furaginin bir karışımıdır (Chernyak,1973). Çoğu araştırmacı, vajinitis ve servisit tedavisinde , iltihaplı deri hastalıklarına neden olan  antibiotik   dirençli  Staphylococcus”ların  baskılamasında  ve  kulak ameliyatları sonrası mikroçevrenin başkalaşımı konularında propolis ile çalışmaktadır. Bir rapora göre,3-4yıl,  0-4derece C”de veya oda sıcklığında saklanan propolis ekstraktlarının antibakteriyel aktivitelerinde düşme olmadığını gözlenmiştir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir