Krem Bal nedir?

Krem Bal nedir?

Krem Bal, Balın kontrollü olarak kristalleşmesinin sağlanmasıyla elde edilen tereyağı gibi sürülebilir özelliğe sahip bir üründür. Kristalleşme işleminin istenilen şekilde homojen ve uygun dokuda gerçekleşmesini ve kristalleşmenin başlamasını sağlanmak için,süzme Balın içerisine starter (kristalleşmeyi başlatıcı) olarak önceden krem Bal olarak işlenmiş uygun özellikteki bir kristalleşmiş Baldan belli miktarda ilave edilir ve hazırlanan karışım uygun sıcaklıkta saklanarak, ürün krem Bal haline getirilir.

Kovan’dan Süzülen Sağlık- Bal Türleri

KOVAN’DAN SÜZÜLEN SAĞLIK

Arılar iğnelerinden, ürettikleri bala, taşıdıkları polene kadar şifa dağıtıyorlar. Amerika’da bir kilo arı zehiri yüksek fiyatlara alıcı bulurken, dünyanın en çalışkan arılarına Bolu’da rastlanıyor. Kıtalararası vızıldayan bu sevimli canlıların mizaçları, ürettikleri bal çeşitleri ve arıcılık konusu hayli ilgi çekiyor. Hangi besin maddesi bir asır boyu bozulmayıp atılmayı gerektirmeden kalabilir dersiniz? Su ve herhangi bir kokuya maruz kalmadığı, serin yerde muhafaza edildiği sürece bal, en dayanıklı besin kaynağımız. Üstelik, akıllara durgunluk verecek kadar da sağlıklı bir besin. Bir insanın yılda beş kilo normal bal tüketmesi gerektiğini söyleyen uzmanlar, araştırmalarını daha ileriye götürerek, balın, hücre yenilemesine yüzde 80 katkısı olduğunu kanıtlamışlar. En çalışkan ve hızlı arılar Bolu’da…

Bugün en iyi arıcılık, Rusya’nın Kafkas arılarıyla yapılıyor. Yine bir araştırma sonucu, dünyadaki en sert mizaçlı, hızlı ve çalışkan arıların Bolu’da bulunduğu saptanmış. Bolu arıları kendi türlerine nazaran 5 mm daha büyük oluyorlarmış. Siyah renkten, ani hareketlerden, korna sesinden ve teneke gürültüsünden hiç haz etmeyen arıların hızını yavaşlatmanın elbette yolu var. Arıcılar, bal toplama işlemi sırasında, rahat hareket etmek için, içinde tezek, mısır koçanı ve köre (çürümüş ağaç kabuğu) bulunan körüklerle püskürtme yapıyorlar. Başlıca bal çeşitleri Salgı balı ya da çam balı Bu balın oluşması iki aşamada gerçekleşiyor: Basra denilen böcek, çam ağacını deldikten sonra, arı, gövdeden çıkan bu salgıyı, bal haline getiriyor. Halk arasında çam balı olarak bildiğimiz bu çeşit, diğerlerine nazaran pek makbul değil. Çünkü kristallenme özelliği yok. Besin değerinden ziyade, tadı için tercih ediliyor. Çiçek balı Arının ay çiçeğinden tutun da diğer bütün çiçeklerin özünü kullanarak ürettiği çiçek balı, bilindiği gibi çok değerli ve besleyici. Aslında kokusu yok. Eğer arı akasya, kestane ya da ıhlamuru tercih ettiyse balı yerken bu bitkilerin kokusunu yoğun olarak hissedersiniz.

Okumaya devam et “Kovan’dan Süzülen Sağlık- Bal Türleri”

Çam Balı

 ÇAM BALI

Çam ağaçlarında (Kızıl çam “Pinus brutia” ve Fıstık çamı “Pinus pinea”) yaşayan bir kısım canlıların (Çam Pamuklu Koşnili “Marchalina hellenica”) salgıladıkları bal şebnemi (Bal çiği “basura”) denen tatlı maddeler, bal arıları tarafından toplanarak çam balına dönüştürülür. Çam balının oluşumu iki aşamada gerçekleşir:
cam_bali_cicegi_basura_kucuk
1. Aşama: Çam Pamuklu Koşnili denilen canlı, on binlercesi bir araya gelerek topraktan ağacın gövdesine tırmanır ve orada yaşamaya başlar. Bu sırada ağaçların cephelerinde beyaz pamuk benzeri tomarlar meydana getirirler. Bu, insan gözüyle kolayca görünür. Yaz aylarında Ağustosa doğru basura canlısı çam ağacının özünden elde ettiği beyaz ve renksiz bir salgı oluşturur. Bu salgı çoğu kez ağacın gövdesinde ince bir ip gibi sarkar.
2. Aşama: Kovana bal taşıyacak arılar çam ormanlarında

Okumaya devam et “Çam Balı”

YAYLA BALI İLE SALGI BALININ YAPISAL ÖZELLİKLERİ

Dünyada üretilen balların sınıflandırılmasında
pek çok kriter ve parametre kullanılmaktadır.
Türkiye’de ballar kaynağına, üretim ve pazarlama
şekline, rengine ve nem içeriğine göre
değerlendirilebilmektedir

(Anonim, 1990; Genç,

1993; Doğaroğlu, 1999; Gül ve Şahinler, 2004).
Balın kalitesini belirleyen değerler nem,
indirgenmiş şeker, sukroz, suda çözünmeyen
madde, mineral (kül), asidite, diastaz sayısı, HMF
içeriği ve elektriksel iletkenliğidir (Silici, 2003). Tamamen
doğaya bağımlı olarak elde edilen balın
bileşimi yörelere ve çeşidine göre incelendiğinde
farklılıklar göstermektedir. Genel olarak bal yaklaşık
% 80 değişik şekerler, % 17 ise sudan meydana
gelmektedir. Geriye kalan % 3’lük kısım enzimler

Okumaya devam et “YAYLA BALI İLE SALGI BALININ YAPISAL ÖZELLİKLERİ”

Çam Koşnili

Salgı balı, sokucu-emici ağız yapısına sahip bazı böceklerin,
bitkilerin iletim demetlerini delip bitki özsularını emerek gereksinimi
olan proteinli kısmını bünyelerinde tutup, dışı attıkları karbonhidrat
içeriği yüksek olan kısmının arılar tarafından toplanarak bala dönüştürülmesi
ile olur.
Halk dilinde Balsıra, Basra, Balçiği olarak isimlendirilen çam
balı, çam pamuklu koşnili Marchalina hellenica (Genn.) tarafından çıkarılan
salgının arılar tarafından toplanması ile oluşmaktadır.
Marchalina hellenica (Genn.), Dünyada yalnız Türkiye ve Yunanistan
da bulunmaktadır. Çam ağacı türlerinden Pinus brutina Ten.,
P.Pinea L., P.Halepensis Miller (Halep çamı) ve P.Svlvestria L’yi tercih
etmektedir.
Okumaya devam et “Çam Koşnili”

TÜRKİYE’DE BALLARDA TESPİT EDİLEN PESTİSİT VE ANTİBAKTERİYEL İLAÇ KALINTILARI, ARI VE İNSAN SAĞLIĞI AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ

Bu bildiride, Türkiye’de yapılmış çalışmalarda ballarda tespit edilen pestisit ve
antibakteriyel/antibiyotik ilaç kalıntılarının ve olası insan sağlığına etkisinin irdelenmesi
ve arıcıların bilgilendirilmesi amaçlandı. Bu nedenle, Türkiye’de konuyla ilgili ballarda
yapılmış çalışma ve bildiri sonuçları incelendi. Tespit edilen pestisit ve antibakteriyel
ilaçlar ve düzeyleri tolerans limitleri ile karşılaştırılarak değerlendirildi. Pestisitler, hasat
edilen ürünler ile insan veya hayvanlara zarar veren canlıları (pestler) kontrol altına

almak, uzaklaştırmak veya öldürmek amacıyla kullandığımız doğal veya sentetik
kökenli kimyasal maddelerdir. İnsektisit, fungisit, herbisit, molluskisit, rodentisit ile kuş
veya hayvanları uzaklaştırıcı olarak kullanılan maddeler pesitisit grubunda yer alır.
Pestisitlerin uygulanmasından sonra nektar, polen, içme suyu ve bitkilerde salgı
balında bulunan aktif pestisit kalıntıları arılar tarafından alınır ve böylece bu pestisitler
ballara ulaşır. Yine Varroa mücadelesinde olduğu gibi bazı pestisitler doğrdudan
tedavi için kovan içine uygulanmaktadır ve yine bu şekilde ballarda pestisitler
bulunabilmektedir. Dolayısıyla bu pestisitlerin çevrede ve bitkilerde dikkatli ve bilinçli
kullanılması, arıcıların da çevredeki pestisit uygulamaları konusunda haberdar
olmaları ve doğrudan arıların tedavisinde kullandıkları ilaçları (pestisitleri) dikkatli
kullanmaları gerekmektedir. Antibakteriyel/antibiyotikler arıların bazı bakteriyel
hastalıkların tedavisinde kullanılabilmekte ve böylece ballarda kalıntıları
bunabilmektedir. Pestisit ve antibakteriyel/antibiyotik ilaçların dozuna ve ilaca bağlı
olarak direk arılar üzerinde toksik etkileri olabileceği; bu ilaç kalıntılarını içeren balları
tüketen insanlarda kısa sürede gerçekleşebilen alerjik reaksiyonlardan, bazı organ
hasarlarına, daha uzun sürede üreme sorunlarına, gen bozukluklarına ve karsinojenik
(kanserojenik) etkilere neden olabildiği bilinmektedir. Ayrıca antibakteriyel/antibiyotik
ilaçların yoğun kullanımlarında ve düşük dozlarda bulundukları ortamlarda bakterilerde
direnç gelişimi de artmaktadır. Türkiye’de yapılmış çalışmalarda tespit edilen bazı
pestisit ve antibakteriyel/antibiyotik ilaçlar ve miktarlarının doğrudan arılar ve balları
tüketen insanların sağlığını olumsuz yönde etkileyip etkilemeyeceği irdelenecektir.

ÇAM BALI TİCARETİNDE İZLENEBİLİRLİĞİN SAĞLANMASI VE ÖNEMİ

Ülkemizde arıcılık ve bal sektörü yıllık 50.000 tona varan ortalama üretim ve arıların
tozlaşmaya dolayısıyla bitkisel üretime yapmış oldukları katkı ile son derece önemli bir
konumdadır. Bu üretimin %40’a yakını salgı (çam) balıdır. Üretiminde dünya birincisi
olduğumuz çam balı, kalite ve lezzeti ile tercih edilen dolayısıyla ihracat potansiyeli de
yüksek olan önemli bir bal çeşididir. Ancak sektörde yaşanan gıda güvenliğine ilişkin
sorunlar sadece tüketicileri değil, aynı zamanda sektörün geleceğini ve dolayısıyla
ülkemizdeki arı varlığını ve bal üretimini de tehdit etmektedir.

Bu çalışmada, geçmişten günümüze çam balı üretiminin ve ticaretinin durumu
incelenmiş ve yaşanan sorunlar ile çözüm önerileri belirtilmiştir. Arıcılık, tüm dünyada
gerçekleştirilen en yaygın ve önemli tarımsal üretim faaliyetlerinden birisidir. Arı gen
merkezlerinden biri sayılan Türkiye, 4 milyon dolayındaki koloni varlığı ile dünyanın
önemli arıcılık ülkeleri arasındadır. Yurdumuzda üretilen balların kalitesi, aroma ve
lezzeti, dünyada başka ülkelerde bulunmamaktadır. Bal rekoltesi yüksek ülkelerde
dahi çeşitlilik oldukça sınırlıdır. Ülkemizin iklim ve bitki örtüsü bakımından avantajları
olmasına rağmen verim düşüklüğü ve kalıntı sorunları sebebiyle bu avantajlardan
yeteri kadar faydalanamamaktadır. Çalışmada tüm dünyada son 10 yılda gündeme
gelmeye başlayan kalıntı sorunları, bu sorunların ülkemizde yaratmış olduğu sıkıntılar
ve ihracatımıza yansımaları da irdelenmiştir. Verim ve kalite problemlerinin
çözülebilmesi, arıcılığın modernize edilmesi, modern arıcılık üretim tekniklerinin
uygulanması, arı hastalık ve zararlıları ile mücadele tekniklerinin denetim ve kontrol
altında tutulmasıyla mümkün olabilecektir. Tarladan çatala gıda güvenliği anlayışı ile
balın üretim ve satış aşamalarının tamamında izlenebilirliğin sağlanarak, düzenli
olarak yapılacak denetimler, piyasadan kalitesiz ürünlerin uzaklaştırılmasını sağlarken,
haksız rekabetin de önüne geçilmiş olacak ve doğru uygulamalar yapan, üreticiler ve
paketleyiciler bu yolla teşvik edilecektir. Arıcı, paketleyici, satış noktası ve denetçisi ile
tüm sektörün, yaşanan sorunları ortadan kaldırmak amacı ile birlikte çalışması ve
ortak hareket etmesi gerekmektedir. Aksi takdirde ülkemizde sadece arıcılık ve arı
ürünleri yok olmayacak, aynı zamanda arıların tozlaşma ile diğer tarımsal ürünlere
sağlamış olduğu ciddi verim artışı da engellenmiş olacaktır. Dolayısıyla arıcılığın
sorunları tüm tarım sektörünün sorunlarıdır ve yapılacak iyileştirme faaliyetleri tüm
tarım sektörü tarafından desteklenmelidir. Çalışmada son olarak, ülkemizde tarladan
sofraya izlenebilirliği sağlamaya yönelik yapılan uygulamalardan bahsedilmiş ve
sektörde izlenebilirliğin iyileştirilmesi için alınması gereken tedbirler belirtilmiştir.

ÇAM BALI ÜRETİMİNİN ÜLKE ARICISI İÇİN ÖNEMİ, SAĞLADIĞI FAYDALAR VE ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER

Çam balı; çam ağacı üzerinde yaşamını devam ettiren Marchalina hellenica denilen bir
böcek sayesinde elde edilmektedir. Ülkemizde çam pamuklu koşnili, basura veya
balsıra böceği olarak ta bilinmektedir. Bu böceğin dünyadaki yayılımının %92 sinin
ülkemiz ormanları olduğu görülmektedir. Dünya çam balı üretiminde ülkemiz rakipsiz
konumdadır. Çam balı üretiminin yapıldığı illerde ve köylerinde diğer illerimize göre
Okumaya devam et “ÇAM BALI ÜRETİMİNİN ÜLKE ARICISI İÇİN ÖNEMİ, SAĞLADIĞI FAYDALAR VE ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER”

Karaçalı ve Ayçiçeği Ballarının Mikroskobik Yapısı ve Biyokimyasal Özelliklerinin Karşılaştırılması

Özet

Bu çalışma Edirne ili bal üreticilerinden toplanan Karaçalı ve Ayçiçeği ballarının mikroskobik  yapılarının incelenmesi ve biyokimyasal özelliklerinin karşılaştırılması amacıyla yapılmıştır.  Çalışmanın materyalini 15 adet Karaçalı ve 15 adet Ayçiçeği olmak üzere toplam 30 adet bal numunesi oluşturmuştur. Biyokimyasal analizler sonucunda; Hidroksimetilfurfural (HMF), Nem, İnvert Şeker, Sakkaroz, Kül, Diastaz, Asitlik, Elektriksel iletkenlik ve pH değerleri Karaçalı balında sırasıyla ortalama; 6,3 mg/kg; %16,26; %62,18; %1,35; %0,3214; 13,9; 14,7 meq kg-1; 0,718 mS/cm-1; 5,9 bulunmuştur. Ayçiçeği balında ise; 11,34 mg/kg; %17,60; %61,27; %1,67; %0,3400; Okumaya devam et “Karaçalı ve Ayçiçeği Ballarının Mikroskobik Yapısı ve Biyokimyasal Özelliklerinin Karşılaştırılması”

Mitolojik tarihten bir parmak Karakovan Balı…

BAL hakkında söylenecek o kadar çok şey var ki, sırf vefakar bal emekçilerinin, yani arıların, Orta Asya’nın kalbinden Avrupa’ya, oradan Kolomb’un gemileriyle Amerika’ya ve daha nice yerlere yaptıkları maceralı yolculukları anlatmak oldukça uzun sürer. Gelin biz burada, çeşitli kültürlerin ona yüklediği ilginç anlamlardan dem vuralım.

 

Bal denilen bu iksirli besin tarih boyunca o kadar çok itibar görmüş ki, bilgelikleriyle ünlü bir çok karakterin çocukluklarını bal kaşıklayarak geçirdiklerine kanaat getirilmiş. Yunanlıların yüce tanrısı Zeus’tan, matematiği ve vejetaryenliği kendi tarikatında birleştirmiş Pitagoras’a kadar bir çok kişinin bal yiyerek büyüdüğüne inanılmış. Bu düşünce sadece balın uzun süre boyunca yegane doğal tatlandırıcı olmasından kaynaklanmıyor. Bunun yanı sıra, tatlı yiyecekler tarih boyunca doğal şifa vericiler olarak algılanırmış ve her zaman ayrıcalıklı kişilerin sofrasında yer alırmış. Herodot’un Mısır tarihinden bize aktardığına göre, Mısırlılar tanrılarına adayacakları hayvanları un, kuru üzüm, incir ve çeşitli aromaların balla harmanlanmasından oluşan bir karışımla doldururlarmış. Bu karışımların bazıları günümüzün ağız tadına göre biraz ‘garip’ olarak nitelendirilse de unutmamamız gereken bir başka nokta da, eski çağlarda balın en önemli çeşni maddesi olması. Günümüzün tersine, insanlar yemeklerini sadece aşırı bahatlarla renklendirmiyorlarmış. Örneğin Epaentes’in bize verdiği tarife göre, Yunanlıların en sevdiği ‘bal dolması’, peynir, et, vinegar ve soğanla yapılıyormuş. Romalı retorik ustası Jullius Pollux, Onamasticon adlı kitabında balda pişirilmiş incir yapraklarının tadından bahseder. Kuzey Amerika kızılderililerinden Mohavklar’ın kamp ateşinde pişirdikleri, içi bal, elma suyu ve meyve yağlarıyla doldurulmuş bal kabakları da çok lezzetli olmalı.

Okumaya devam et “Mitolojik tarihten bir parmak Karakovan Balı…”